HAKKIMIZDA
KURUMSAL

Asr-ı Saadet'te"" Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi vesellem) vefatından kısa bir zaman sonra lanetli şeytan; mü'minleri bölme ve parçalama tuzaklarını çalıştırmaya hiç gecikmeden başlamıştır.

Mü'minlerin kalplerine attığı kin ve nifak tohumları geçen zaman sürecinde meyve vermeye başlamış ve nitekim amacına büyük oranda ulaşmıştır.

""Onların gönüllerini birleştiren Allah'tır.Eğer sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin.Fakat Allah, onların aralarını bulup kaynaştırdı.Çünkü o Aziz'dir, Hakim'dir.(Enfal Süresi/63.Ayet)"" ayet-i kerimesi ile Asr-ı Saadet'te birleşen gönülleri ile kalpleri birbirinden ayırmak için, şeytan-ı lain çıkardığı fitneler ile mü'minlerin kalplerine birbirlerine kin ve nefret etmeyi yerleştirerek tuzaklarını çalıştırıyordu ve mü'minler farkına varmadan ""Sen onları derli-toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır.(Haşr Süresi/14.Ayet)"" ayetine mazhar olurken birbirlerine söverek ve kafirlikle itham edip küfür etmekle de;

 ""O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır.Yüzleri kararanlara 'İnanmanızdan sonra kafir mi oldunuz? Öyle ise inkar etmenizden dolayı tadın azabı!' denilecektir.(Al-i İmran Süresi/106.Ayet)"" ve Müslümanlar birbirlerini lanetleyerek Al-i İmran Süresi 105.ayette ifade edilen ""Kendisine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.Onlar için kıyamet günü büyük bir azap vardır."" İlahi tokadını yediler …

 Ve hucurat Süresi 10.ayette Allah'ın (Celle Celaluhu); ""Mü'minler ancak kardeştirler.Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, size merhamet edilsin."" Emrini unuttular.. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz Hadis-i Şerif'lerinde buyururlar ki;

 ""Ruhum kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz.Birbirinizi sevmedikçe de hakkıyla iman etmiş olamazsınız.(Müslim)""

 Allah-u Teala ayet-i kerimesinde mü'minler arasındaki birliği temin edecek olan amellerden bahsederken ihtilafa düşmemelerini emir ve tavsiye etmektedir.

 ""Siz gerçekten inanıyorsanız; Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve peygamberine itaat edin.(Enfal Süresi/1.Ayet)""

 Mü'minlerin birleşmeleri, her hususta yardımlaşmaları farz-ı ayn hükmündedir.

 Allah-Teala ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor;

 ""Kendisinin adını öne sürerek birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının.(Nisa Süresi/1.Ayet)""

Fani olan kardeşliğinden ibaret olan akrabalık alakasının kesilmesi bu kadar şiddetle yasaklanırsa, artık ebedi ve sermedi olan din kardeşliği bağlarının koparılmasının ne derece günah olduğu kendiliğinden anlaşılmış olur.Zira geçici dünya hayatına mahsus olan akrabalığa nispetle ebedi ahrete ait din kardeşliği pek tabiidir ki daha mühim ve daha kıymetlidir.

Bir Müslüman vefat ettiği zaman, kafir olan kardeşinden başka kimsesi yoksa, mirası Müslümanlara kalır.

            Nuh Aleyhisselam'ın oğlu inanmayanlarla beraber suda boğulmuştu.""Ya Rabbi! Oğlum benim ehlimdendir, sen benim ehlimi kurtarmayı vaat etmiştin!"" diye münacatta bulunduğu zaman Allah-u Teala şöyle buyurdu:

            ""Ey Nuh! O senin ehlinden değildir.Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir.(Hud Süresi/46.Ayet)""

            İnsana kendi evladından daha yakın hiç kimse olmadığına göre, ayet-i kerimeden anlaşılıyor ki, hakiki yakınlık iman yakınlığıdır.

            Bu hakikat şu ayet-i kerimede daha şümullü beyan buyrulmaktadır.

            ""Allah' a ve ahiret gününe inanan bir milletin; babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa, Allah'a ve peygamber'ine muhalefet eden kimselere sevgi beslediklerini göremezsin.(Mücadele Süresi/22.Ayet)""

            Gerçek iman budur.Bizler;bir Hadis-i Şerif'te

            ""Bir kimseye şer olarak bir Müslüman kardeşine hakaret etmesi kafidir.(Müslim)"" diye buyuran bir peygamberin ümmetiyiz….

            Netice-i kelam;

            Müslümanlar şeytanın kurduğu tuzaklara düştükçe Şeytan-ı Lain insanların bedenlerine işledikleri hata ve günahlardan hızla sirayet etmeye başladı ve Nisa Süresi 118.ayette ;

            ""Allah o şeytana lanet etti ve o da, ""Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım"" dedi."" Diye bildirilen payını almaya başladı…

            Kimimiz; ""Faiz yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar.Bu,onların:""Alım-satım da ancak faiz gibidir."" Demelerinden dolayıdır.Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir.Kim (faize) geri dönerse artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.(Bakara Süresi/275.Ayet)"" ayeti ile şeytanı bedenimize aldık…

            Kimimiz; ""Onlar, O'nu bırakıp da (bir takım) dişilere taparlar.Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar.(Nisa Süresi/117.Ayet)"" ayeti ile çarpıldık.

            Kimimiz ise; ""Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar.Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o (Nisa Süresi/38.Ayet)"" ayeti ile helak olanlar sınıfına girdik…

            Neticede birçoğumuz farkına varmadan;

            ""Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat.O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı.O da sonunda azgınlardan olmuştu.(A'raf Süresi/175.Ayet)"" ayet-i kerimesine dahil olduk.

            Kimimiz; Zuhruf Süresi 36.Ayette ""Ve kim Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz.Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur"" hitabına mazhar oluverdik…

            Allah (Celle Celaluhu), İbrahim Süresi 3.ayette, tevehüm-ü ebediyete müptela, gafil insanların bir özelliği olarak şu hususu nazara verir:

            ""Onlar dünya hayatını bile bile ahrete tercih ederler.""

            Üstad Bediüzzaman Hazretleri, zikredilen ayetin bu çağa baktığını da ifade ederek şöyle diyor.""Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor.Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara, bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş.""

            Bunun üzerine dile gelen şeytanlar; ""İnsanların, dünya hoşlarına gidiyor.. Yiyip-içip, kulaklarının üstüne yan gelip yatıyorlar.. Kadın-kız, çoluk-çocuk, ev, araba diyorlar ve bunları sevdikçe bizim ağımıza düşüyorlar.."" diyerek sevinçlerinden zil takıp oynuyorlar ve musallat oluyorlar..

            İnsanlar ahir zamanda fütursuzca ve utanmadan her türlü günaha giriyorlar; zina yapıyorlar, lanet-beddua okuyorlar, sıla-i rahimi kesiyorlar, adaklarını yerine getirmiyorlar, anne-baba hakkını, kardeş hakkını, Allah hakkını gözetmiyorlar, yetim malı yiyorlar, mirasta Allah'ın istediği paylaşımı yapmıyor ve çoluk-çocuğun hakkını vermiyorlar ve kaç nesil devam edecek bir musallata sebep oluyorlar.

            Bizler; bu musallatın farkına bile varmazken musallatı fark edenler ise Müslüman alimlerden medet ve kurtuluş bekleyerek onların kapılarını çaldılar..Cincilere, hüddamı ve hadimi olduğunu söyleyenlere, şeyhlere, şıhlara, rukyecilere müracaat ettiler.Onlardan aldıkları cevap, ""sana büyü-sihir yapılmış, cinler sana aşık olmuş"" gibi Kur'an ve sünnette delili olmayan sözlerdi vecevabı Kur'an da aramadılar.Halbuki yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim şeytani cin musallatının kıyamete kadar nasıl gerçekleşeceğinin cevabını asırlardır bütün insanlara Şuara Süresi 221, 222 ve 223 ayetlerde ifade etmiştir.Nitekim ayette aynen ifade edilen şudur ki;

            ""Şeytanlar kimlere iner size haber vereyim mi? (İftira eden) yalancı günahkarların hepsine inerler.Onlar, (şeytanlara) kulak verirler (dinlerler) ve onları çoğu yalancıdırlar."" Kur'an-ı Kerim'in bu hükmü karşısında herkesin susması ve boyun eğmesi gerekirken, kendi işledikleri günah ve hatalardan bela ve musibetleri yaşadıklarının farkına bile varmadılar…

            Alimler ""Asr-ı Saadet'e baktılar birkaç cinlenme vakasına ancak rastlayabildiler.. Heyhat! Şeytanın haddine mi ki o asırda şeriat, itaat, sevgi ve muhabbet kahramanı olan sahabelerin bedenlerine musallat olup girebilsin..Sahabe-i Kiram efendilerimizden bazılarının samimi duaları ile şifa bulmuş birkaç musallatlıyı musallat tedavisinde kendilerine delil yaptılar..Ve günümüze kadar bu musallat mevzusu her geçen gün artarak ve neredeyse Müslümanların yüzde doksanında ortaya çıkan dehşetli bir hal aldı…

            Sözde alimler; şeytanın aldatması ve kandırması ile çoğunluğun şeytanın yazdırdığı havas kitaplarına tabi oldular.Bu kitaplar, komutasına aldığı cincileri ve havascıları melek zannettikleri şeytanlar ile yüzyıllardır kandırdılar ve aldattılar.. Ve şeytanlar kimi zaman kendini Müslüman cin, kimi zaman sürelerin hadimiyim, uzaylıyım, dedeyim, ruhum diye tanıttıran tuzaklar ile Müslümanlara oynadığı oyunu yüzyıllardır işletti ve tuzaklarını çalıştırdı.. Rukyeciler, büyücüler, cinciler, bakımcılar, hüddamcılar, falcılar, muskacılar, yıldıznameciler, ufocular, bioenerjiciler, reikiciler, yogacılar vs.. zincirine hergün yenileri eklendi ve eklenmeye de devam ediyor, şeytan eklemeye devam edecektir..

            ""İnsanoğlunun başına gelen her şey tevbe ve duaya davettir."" Düsturuyla bu kitabın; Allah'a (Celle Celaluhu) yönelmeye, kardeşliğimizi tekrar pekiştirmeye, küs olduklarımız ile barışmaya, kimseye karşı kin ve husumet beslemeden yaşamaya, kafirlerin ve münafıkların dahi hidayetlerine vesile olması dualarımla…

            Yeniden bir doğuş ve şeytana yeni bir hayat ile EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM deyip nefis ve şeytanın tüm hilelerinden ve tuzaklarından Allah'n (Celle Celaluhu) bütün müminlerin korumasını niyaz ediyorum.

            Tevbe-i Sayik'in hazırlamasında büyük emeği geçen Zeynep Koçak'a teşekkür ediyorum.

            Kitabın editörlüğünü ve Grafik çalışmalarını yapan Ahmet Alagöz kardeşime şükranlarımı sunuyorum.

            Allahım! Hz.İbrahim Aleyhisselamın ateşe atıldığında ""Ya Nari Kuni Berden ve Selamen"" ""Ey Ateş Yakma..! Selametli Bir Soğuk Ol."" Duası ile nasıl o ateş ona selametli bir soğuk olup, ateş, gömleğini bile karartmadıysa.. Bu kitap ile yapılacak tüm tevbe ve duaları; bedenimizi cehennem ateşine helal eden günah ve hatalarımızı terk etmemize, cehennemden kurtulmamıza ve senin razı olduğun kullar olmamıza evsile eyle (Amin)…

            Sevgi ve saygılarımla…

Sayik Erol TANGUT

"
© 2016 Paranormalofis.TV | Her Hakkı Saklıdır. | Dökümanlar İzinsiz Kullanılamaz.